I-HPV NEDİR? Kaç Tipi Vardır?

HPV Papovaviridae ailesine mensup çift sarmallı DNA virüsüdür. Epitelyotropik olan HPV deri ve müköz membranların epitelyal hücrelerini enfekte eder. Enfekte epitelde çoğalma, epitelyal dejenerasyon ve siğller görülür. İkiyüz kadar HPV tipi tanımlanmıştır. Ancak bunlardan 22 tanesi makat ve genital alanı etkiler.

 

HPV TİPLENDİRMESİ NASIL YAPILIR?

 
Human Papilloma Virus serviks, vajina , vulva, ve perianal alanda kondillomlara neden olur. Virüs cinsel geçişlidir, temas ile bulaşır ve her iki çiftide de lezyonlara neden olur. Kondilomlar farklı şekillerde, büyüklüklerde ve yapıda olabilir. HPV rahim ağzı kanseri ile ilişkilidir. Yüksek grade’li servikal intraepitelyal lezyonlarda(HIGHSIL) ve invaziv karsinomada HPV 16 veya 18 yada ikisi birlikte bulunmaktadır. Genel yaklaşım anogenital bölgede lezyon tarif eden tüm hastalardan şüpheli oluşumlarından biyopsi alınması ve bu lezyonlardan patolojik inceleme yapılmasıdır. Kondilomlara sahip tüm hastalardan rutin olarak HPV tiplemesi yapılması faydalıdır.Lezyonu olan hastalardan servikal ve anogenital bölgeye sikayet tanımlamasa dahi smear ,sevikal ve anogenital kolposkopi yapılabilir. Kolposkopik inceleme esnasında % 5’lik asetik asit uygulanması, lezyonların 3-4 dk. süreyle beyazlaşmasına ve subklinik (sessiz) lezyonların tespitine yardımcı olabilir. Klinik olarak belirgin olan kondilomlara kolposkopik inceleme yapılması gerekmez.
 
HPV kültürü için rutin bir laboratuvar yöntemi mevcut değildir. Günümüzde HPV DNA tespiti için moleküler yöntemler kullanılmaktadır. Epidemiyolojik çalışmalarda yaygın olarak filter hibridizasyon yöntemleri kullanılır. HPV DNA saptanması için altın standart Southern Blot tekniğidir. HPV DNA saptanması için PCR ( Polymerase Chain Reaction ) sıklıkla kullanılır. HPV tiplendirilmesinin moleküler yöntemler kullanılarak tip tayini yapılması alınan virusun kanser riskini belirlemesi açısından kıymetlidir. Yüksek riskli virus(16,18) saptanan hastaların bilgilendirilmesi yoluyla yakın takip ve zamanında doğru tedaviler ile kanserden korunacağı unutulmamalıdır.
 
HPV(Human Papilloma virus) ENFEKSİYONU ve RAHİM AĞZI KANSERİ
 
HPV enfeksiyonu viral bir hastalık olup görülme sıklığı artmaktadır. Sıklıkla cinsel aktivitenin en fazla olduğı 16-25 yaşlarında görülmekle birlikte her yaşta rastlanabilir. Cinsel alışkanlıklar, çokeşlilik en önemli risk faktörüdür.
HPV Enfeksiyonundaki risk faktörleri:
 
• Cinsel alışkanlıklardaki değişmeler
 
• Sigara kullanımındaki artış
 
• Genç yaşlarda doğum kontrol hapı kullanım sıklığının artması
 
HPV Genotipleri ve Rahim Ağzı Kanseri İlişkisi:
 
1- Perineal (genital kondillomlar)Düşük risk : HPV 6,11,40, 42,43,45,54,61,70,72 ve 81
 
2- Yüksek risk grubu:HPV ,18,31,33,35,39,45,51,52,56,58,59,68, 73 ve 82
 
 
 

HPV ENFEKSİYONUNUN GÖRÜLME ŞEKİLLERİ:

 
- Klasik genital siğiller: En çok rastlanan şeklidir
 
- Yassı kondilom: Gözle görülmezler, kolposkopik muayene ile tespit edilir
 
- Kerotik papüller: Kuru cilt bölgelerinde, özellikle kasıklarda görülür
 
- Dev kondilomlar: Atipi (Kanser) olasılığı yüksektir
 

HPV ENFEKSİYONUNUN GEÇİŞ YOLLARI:

 
1- Cinsel yolla geçiş: En önemli geçiş şeklidir
 
Genital HPV geçirenlerin eşlerinde %60-66 oranında genital HPV lezyonları görülür. Bu şekilde bulaşmada en önemli faktör cinsel eş sayısı ve enfeksiyonun alındığı yaştır.İlk cinsel ilişki yaşının erken olması enfeksiyonun alınmasında ve kanser gelişmesinde en önemli etkendir.
 
2- Ekstra genital geçiş: HPV 16 ve 35 tipleri tırnak aralarında yaşayabilmekte ve cinsel dışı geçişte rol oynamaktadır.Çevresel yüzeyler, kıyafetler, havlu, tuvalet, biopsi aletleri ve eldivenlerde oldukça nadir bulaşmada rol oynayabilir
 
3- Vertikal geçiş:Doğum sırasında anneden bebeğe geçiş olup bu enfeksiyonu taşıyan kadınların bebeklerinde %4-87 oranında HPV DNA’sına rastlanmıştır.Bebeklerde ‘’Laringeal Papillomatozis’’ isimli ses tellerini tutan hastalığa sebep olduğu gösterilmiştir.
 
Gebelik sırasında fetusa geçişi tartışmalıdır. Plecental (Bebeğin eşi) geçiş net değildir.
 

HPV ENFEKSİYONUNDA TANI YÖNTEMLERİ:

 
1- Servikal sitoloji (PAP smear): Genital siğil olanlarda mutlaka yapılmalıdır
 
2- HPV DNA testi: Güvenilir ancak pahalı bir yöntemdir.
 

HASTALIK KİMLERDEN GEÇER

 
Rahim ağzı kanseri risk faktörleri arasında en sık görülenler ; birden fazla kişiyle cinsel ilişkide bulunmak, erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak , daha önce bulaşıcı cinsel hastalıklar geçirmiş olmak, sigara içmek ve de en önemlisi HPV virüsü taşımak yer almaktadır. HPV virüsü (Human Papilloma Virus) genital bölgede ve mukozalarda infeksiyon yapan ve siğil şeklinde kitlelerin, papiller yapıların oluşumuna neden olan bir virüstür. Kadınların bir kısmı virüsü vücutlarına girdikten sonra kendi bağışıklık sistemleriyle (immun sistem) yenebilmektedirler. Ancak yaklaşık 80 türü bulunan HPV ‘nin özellikle birkaç türü kanser gelişimi için risk oluşturmaktadır. Yapılacak smear testi ile erken aşamada HPV yakalanırsa tedavisi son derece kolaydır .
 

HPV Enfeksiyonunda Tedavi :

 
 
HPV’ nin tedavisinde diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi kesin bir tedavisi bugün için yoktur. Virüs bir kez vücuda girdiği zaman bağışıklık sisteminin gücüne ve virüsün etki gücüne göre yıllarca vücut içinde sinsi bir şekilde kalır. Bununla birlikte ortaya çıkardığı lezyonlar yani siğller (kondilom) mutlaka zaman kaybetmeden tedavi edilmeli ve yakılmalıdırlar.Bu işlem sıklıkla koter ile uygulansada artık teknolojinin gelişimi ile lazer sıklıkla kullanılmakta ve nuxu dahada azalmaktadır.
Amaç,lazer yakma tedavisi ile virüsün hızla yayılmasını ve bulaşmasını engellemek ve aynı zamanda virüsün oluşturmuş olduğu siğiller yani kondilomların yok edilip cinsel organın sağlıklı ve hijyenik duruma getirilmesidir.
 

Genital Siğil Tedavisi Ne Kadar Başarılıdır?

Kondilom yani genital siğiller kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Tedavi ile virüsü yok etmek mümkün değildir, fakat siğillerden kurtulmak mümkün olabilmektedir. Tedavi sadece siğilleri ortadan kaldırır ve hızlı olan bulaştırıcılığı azaltır. Pek çok vakada tekrarlayan seanslar gerekmektedir. Tedavinin başarısı kondilom lezyonlarının yaygınlığına ve HPV tipine bağlıdır. Tedavide tıbbi ve cerrahi yaklaşımların ikisi de uygulanabilir, fakat tercih genellikle cerrahi işlem olmaktadır (yakma,lazer v.s.). Tedavinin nasıl yönetileceğine dair karar siğillerin yaygınlığına, yerleşimine göre tedavi sırasında kadın doğum hekimi tarafından verilir.Kondilomda tıbbi tedavi olarak dıştan sürülen bazı ilaçlar kullanılabilir, ancak bu uzun süreli ve zahmetli bir tedavidir ve nüks yani tekrarlama ihtimali fazladır. Büyük ve fazla lezyonlara, vajina içine doğru yayılmış kondilomlara lokal ilaç ve krem tedavisinin fazla bir etkisi olmaz. Çoğu ilaç hasta tarafından değil hekim tarafından uygulanmalı ve direk lezyonun üstüne tatbik edilmelidir. Normal dokuya temas ettiğinde pek çok ilaç tahribata neden olur. Bu nedenle son derece dikkatli uygulama gerekir. Lokal uygulanan ilaçların,lokal ayni bölgesel yan etkileri de fazladır.
 
Genital Siğil Tedavisinde En sık Kullanılan Yöntem ?
 
Genital siğilin cerrahi tedavisinde en çok uygulanan ve başarılı olan yöntem lezyonun yakılması ya da dondurulmasıdır. Burada amaç lezyonun tahrip ve yok edilmesidir. Dondurma işleminde (kriyoterapi) sıvı nitrojen yada karbondioksit kullanılır. Yakma işleminde ise elektrokoter uygulanır. Bazı büyük lezyonlar cerrahi olarak çıkarılmayı gerektirebilir. Kondilom tedavisinin amacı sadece görünen lezyonları ortadan kaldırmakla sınırlıdır. HPV enfeksiyonu kronik seyreder ve kitleler ortadan tümüyle kalksa da hücreiçi bir virus olması nedeniyle gizli bir şekilde yaşamını sürdüren virüsler yoluyla bulaştırıcılık azalmakla beraber devam eder. Tedavi sonrası nüx etmesi yani yenilenmesi durumunda tekrar koterize edilmeleri gerekir. Tekrarlama eğilimi virüsün genetik tipine yani virulansına veya kişinin immün(bağışıklık sistemi) sistemine bağlı olarak değişmektedir. Kişiler arasında bu derece fark olmasının nedeni büyük olasılıkla bağışıklık sistemleri arasındaki farklılık ve virüsün etki gücüdür.
 
HPV Tedavisi Ve Pap Smear(CVS) Kontrolu..
 
Pap Smear testi hem enfeksiyonu tanımlamak hemde kadının yıllık kontrolünü sağlamak amacıyla mutlaka her kadına düzenli aralıklarla yapılmalıdır. Pap simear testinde rahim ağzında HPV’ ye bağlı gelişen ve tipik olarak tanı koyduran “koilosit” hücrelerinin görülmesi çok önemlidir. Pap smear testinde saptanan ve biopsi ile kesinleşmiş displazi varlığında ise hastalığın şiddeti ve hastanın yaşına göre LEEP, konizasyon gibi cerrahi tedaviler ya da ilerlemiş insitu karsinoma veya erken evre karsinomada rahimin alınması gibi tedaviler uygulanabilir. Çoğu zaman hafif displazi varlığında LEEP tedavi için yeterli olmaktadır. LEEP sonrası doğurganlıkta bir değişiklik ortaya çıkmamaktadır. Erken doğum için risk faktörü olarak tanımlanabilir.Bu nedenle amacımız öncelikle hastalıktan veya virusdan korunmadır
 

ENFEKSİYONA KARŞI VE KORUYUCU HEKİMLİK.

NELERE DİKKAT EDELİM

 
HPV virüsü her türlü cinsel ilişki ile ek olarak ilişki olmasada sürtünme yolu ile ciltten cilde temas yolu, ile de kolaylıkla bulaşabildiğinden cinsel yönden aktif olan kadın yada erkek herkes HPV enfeksiyonları açısından risk altındadır.
 
Yaşamının herhangi bir döneminde, geçmişte birden fazla partneri olanlar, partneri daha önceden birden fazla kişiyle ilişkide bulunmuş kişiler, cinsel aktif yaşantısı erken yaşta başlayanlar, cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü olanlar yüksek riskli guruptur.
 
Cinsel yolla bulaşan hastalık tanısı almış hastada beraberinde HPV’ de bulunabileceği akıldan çıkartılmamalıdır ve bu konuyla ilgili testler yapılmalıdır. Prezervatif HPV’ ye karşı her zaman tam koruma sağlamaz.Çünkü siğiller prezervatifin kapladığı alan dışından ciltten temas ile bulaşabilir. HPV’den korunmanın en etkili yolu tek eşliliktir. Fakat erkeklerin büyük bir kısmında HPV belirti vermediği ve kondilom, genital siğil gözlenemediği için taşıyıcı olabildiklerinden dolayı pek mümkün olmamaktadır. Yine de riskli cinsel ilişkilerden ve genital siğil varlığı veya şüphesi durumunda cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir.
 
Herhangi bir kadında rahim ağzı hücrelerinde değişim saptanması yada genital siğil olması kanser gelişeceği anlamına gelmez. Aslında genital siğile neden olan HPV türlerinin rahim ağzında değişime yada kansere neden olması nadirdir. Rahim ağzı kanserlerinin yarısından sorumlu olduğu bilinen HPV tip 16 varlığı bile mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez. Sadece artmış risk söz konusudur ve yakın takip gereklidir. HPV DNA tiplemesi ile HPV virüsunun genetik tipini kolaylıkla belirlemek mümkündür.
 
HPV enfeksiyonu taşıyan bir kişiyle ilişkide bulunmak da mutlaka o kişide de enfeksiyon ortaya çıkacak anlamına gelmez. Burada kişinin bağışıklık, immun sistemi çok büyük önem taşır. Kişiler arası farklılıklar nedeni ile bazı kişilerde bağışıklık sistemi virüsle mücadele edebilir ve ortadan kaldırabilir, virüs hiç bulaşmayabilir. HPV alt tiplerinden bazıları hücrelere olan etkileriyle hücrelerin kendi kendine hızla ve kontrolsüzce çoğalabilen hücrelere dönüşmesine neden olmaktadır. Hücrelerin kontrolsüzce çoğalma özelliği kazanması ise hücrelerin bulunduğu dokuda kanser oluşumu riskini beraberinde getirmektedir. Serviks, vagina ve vulva kanserlerinin gelişiminde HPV’ nin bu onkojen (kanser yapıcı) alt tiplerinin çok önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Bu etkiler uzun vadeli etkilerdir hastakığın bulaşından 20-30 yıl sonra ortaya çıkabilir ve sadece onkojen etkiye sahip HPV alt tipleri tarafından başlatılırlar.
 
HPV aşıları vücutta var olan veya ortaya çıkmış siğilleri ve virüsü yok etmek amacıyla kullanılamazlar. Aşı, sadece ileriki dönemde alınabilecek virüsleri karşı koruyucu amaçlıdır. Bu nedenle 9-26 yaş arasında olan bakire genç kızların rahim ağzı kanseri aşı programına aileleri tarafından alınması ve toplumun bu yönde biliçlendirilmesi çok önemlidir. Aşı programlarının kadın doğum ve çocuk doktorları tarafından desteklenmelidir. Aşı ülkemizde de bulunmaktadır fakat sosyal güvenlik tarafından kapsam dışı olan bu aşının ergenlik dönemindeki genç kızlara ve cinsellikle yeni tanışan üniversite öğrencilerine uygulanması önemli bir koruyucu hekimlik oluşturacaktır.
 
HPV ENFEKSİYONUNDAN KORUNMANIN EN KOLAY YOLLARI:
 
- Cinsel ilişki yaşının geciktirilmesi
 
- Cinsel partner sayısının az olması
 
- Prezervatif kullanılması
 
- Sigara içilmemesi,
 
- Erken teşhis için PAP smear taramalarının yapılması
 
- Aşı uygulaması
 
LOKAL TEDAVİ NE ŞEKİLDE YAPILIR?
 
Genital siğillerin üzerine uygulanan bu krem bağışıklık sistemi düzenleyiciler olarak adlandırılan ilaç sınıfında değerlendirilir. İlacın etkinliğini bağışıklık sisteminde bulunan biomoleküllerin üretimini arttırarak virüslerin neden olduğu siğil ve kondilom gibi lezyonları gerilettiği düşünülmektedir. Uzun süredir var olan veya çok büyük siğillerin varlığında tedavinin başarısı düşmektedir. Vajina içinde çıkan plate şeklinde siğillerde mukazaya zarar vermesi nedeniyle ve gebelikte teratojen etkiye sahip olabileceği için uygulanması sakıncalıdır.
En sık görülen yan etki kremin uygulandığı alanda yarattığı tahriş etkisi nedeniyle oluşan kızarıklık, yanma ve kaşıntıdır. Bunların yan ısıra az sayıda kişide krem uygulanan bölgede şişlik, kabuklanma, sertleşme ve hatta yara ortaya çıkabilir. Benzer şekilde vajina içindeki siğillerde yarattığı mukoza hasarı nedeniyle yapabileceği yan etkilerden dolayı kullanılması da önerilmemektedir.
 

ORAL HPV (AĞIZDA SİĞİL)

 
Oral HPV enfeksiyonu ağız boşluğunda rastlanan farklı hastalıklar ile ilişkili olabilir. HPV (Human Papilloma Virus) is one of the most prevalent infections in the world with several millions of new cases diagnosed yearly. HPV infection usually is present in the epithelial membranes of different parts of the body and may cause abnormal changes in the infected cells. HPV enfeksiyonunun genellikle vücudun farklı bölümlerinde izlenmesiyle beraberlik gösterir. 80 den fazla HPV tipi vardır ve bunların yaklaşık 30 oral kavite tespit edilmiştir. Although oral HPV infection occurs frequently, it rarely causes lesions. Oral HPV enfeksiyonu sık görülmesine karşın, nadiren lezyonlara neden olur. An increased rate of oral HPV-induced lesions is observed in people with an impaired immune system, especially in HIV-positive persons. bir artış oranı HPV-HIV pozitif kişiler, özellikle bozulmuş bağışıklık sistemi olan kişilerde ağızda gözlenen lezyonlar oluşmaktadır.The most common conditions induced by oral HPV infection are focal epithelial hyperplasia, oral condylomas and oral papillomas. oral HPV enfeksiyonu ile tetiklenen en yaygın şartlar fokal epitelyal hiperplazi, oral condylomas ve sözlü papilloma vardır. Oral HPV infection has been found to be associated with some cases of oropharyngeal cancer, but it is not the main risk factor for this kind of cancer. Oral HPV enfeksiyonu orofarengeal kanser bazı durumlarda ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir, ama bu kanser türleri için ana risk faktörü değildir.
 
In general, it is not well-known how HPV infection gets into the oral cavities. Genel olarak, iyi HPV enfeksiyonunun oral kavite içine nasıl olur bilinmez. There was a lot of scientific research which tried to clarify this problem. Bu sorunu açıklığa kavuşturmaya çalıştığı bilimsel çalışmalar çok sayıdadır. It is estimated that oral-genital contact is the main way of transmission for oral HPV infection. Oral-genital temas oral HPV enfeksiyonu bulaşma ana yol olduğu tahmin edilmektedir. HPV can also be transmitted through mouth-to-mouth contacts and from infected mother to the newborn at the time of delivery. HPV aynı zamanda ağız-ağıza temas yoluyla ve doğum sırasında bebeğe enfekte anneden olabilir.
 
Oral HPV enfeksiyonu HPV ile infekte annelerden doğan çocuklarda gelişebilir. HPV enfeksiyonu gennelikle sessiz seyreder . Bu vakaların çoğunda, ama bazen kronik olabilir ve (RRP) tekrarlayan respiratuvar papillomatozis neden olur. Bu durum üst ve alt solunum yollarının iyi huylu tümörler (papillomlar) varlığı ile karakterizedir. Eğer oral oluşmuşsa ve laringeal yani nefesborusunda bir parçası varsa papilloma ameliyatla dahi çıkarılamaz olabilir, veya sık nüx edebilir.Tedavisi oldukça zordur yorucudur. En sık HPV lezyonları, dudaklada görünür ancak yanak mukozası, dil, dişeti ve damaktada bildirilmiştir. Ancak bazı durumlarda veya sık olmamakla beraber , çoğu durumda ağızdan HPV enfeksiyonu asemptomatik(belirtisiz) olduğu unutulmamalıdır. Oral HPV az görülür ancak bu bölge ile ilşkili lezyonları sıklıkla genital HPV tipleri ile ilişkilidir. Bu hastalığın görülmesi ile ilgili gerçeği oral seks oral HPV enfeksiyonu açısından yüksek risk faktörü olduğu doğrular.
 
 
 

HPV AŞILARI İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

 
1. İdeal yapılma dönemi 9-12 yaş arası olup en geç 39 yaşında yapılması önerilmektedir. Adölasan dönemi aşı için en uygun yaş aralığıdır.
 
2. Aşı 3 doz şeklinde yapılacaktır, 3 doz bittikten sonra ne kadar bağışıklık sağlayacağı tam bilinmemesine Rapel süresi giderek uzamaktadır 8 yıllık veriere göre ek doz gerekmeyeceği ifade edilmektedir.
 
3. İlk planda sadece kız çocuklara yapılması planlanmakta beraber erkeklere uygulaması da dünyada bir çok merkezde yapılan çalışmalarla desteklenmeye başlamıştır.
 
4. Hamilelerde yapılması konusunda güvenli olduğu savunulmakla beraber tercihen bu işlemin gebelik danışmanlığında tamamlanmasıdır, doğum sonrası emzirme döneminde aşı güvenle yapılabilinir.
 
5. immün sistemi baskılayan tedavi alanlar, kortizon kullananlar, bağışıklık sistemini zayıflatan hastalığı olanlar, veya HPV açısından riskli gruptakiler (örneğin çok partnerliler) veya başka cinsel geçiüli hastalık tanısı almış olanlar aşılanmalıdırlar.
 
6. Aşılama dozları bittikten sonrada dahi rutin olarak doktorun önerisine göre 6 ayda veya yılda bir smear takibi gerekmektedir.
 
7. En çok merak edilen ise HPV virüsü taşıyıcısı olanlar, lezyonu bulunanlar ve aktif genital siğili olanlara yapılıp yapılamayacağı konusundaki bilgilerdir. Aşı koruyucu olduğu için zaten alınmış bir tipe karşı hiçbir faydası olmaz ve kişilerin birden fazla virüs tipini aynı anda bulundurmaları çok çok nadir bir ihtimaldir. HPV ve kondilomu olanlara aşı yapıldığında sadece kendisinde olmayan diğer tiplere karşı ( ileriki bir zamanda bu tipleri alabileceği farz edildiği durumlarda, multipartner yaşayanlarda belki..) koruma faydası olacaktır.
 
ERKEKLERE HPV AŞI UYGULANMALIMIDIR?
 
Bır çok ülkede risk altındaki erkeğe penis ve anüs kanserine koruyucu olabilmesi için uygulayan merkezler vardır.
 
HPV Aşıları: Rahim ağzı kanserinin büyük çoğunluğu HPV 16 ve 18 enfeksiyonuna bağlıdır. Bu nedenle aşılamada sınır belirlenmiştir. Kuadrivalen HPV aşısı ve Bivalen HPV aşısı bulunmaktadır
 
Kuadrivalen Aşı(Dörtlü aşı):
 
- HPV 6, 11, 16 ve 18 tipleri ile ilişkili hastalıklardan koruma sağlar
 
- 9-39 yaşlarındaki kadınlara 0, 2 ve 6 ay doz aralıklarında uygulanır
 
- Koruyuculuğu en az 8 yıl olup, rapel doz gereksinimi ileride gösterilecektir
 
Bivalen Aşı(İkili Aşı):
 
- HPV 16 ve 18’e karşı koruma sağlayıp, HPV 31 ve 45’e çapraz koruma sağlamaktadır
 
- Bu aşı ile 0, 1 ve 6 ay doz şeması uygulanmaktadır
 
Gebelik ve Emzirmede HPV Aşısı:
 
- HPV aşısı gebelik kategorisi B olarak sınıflandırılmıştır
 
- Gebelikte önerilmese de teratojenik bir etki bildirilmemiştir
 
- Emziren kadınlarda HPV aşısı yapılabilir
 
- Bu gibi inaktif aşılar emziren annelerin ve bebeklerinin güvenliğini etkilemez
 
ÖNERİLER:
 
1- Maksimum koruma için aşı, hiç HPV ile karşılaşmadan önce yani gennelikle bakire iken yapılmalıdır
 
2- 9-39 yaş arası kadınların aşılanması önerilmekte olup ilk aşılama için hedef yaşın 11-12 yaş olması önerilmektedir
 
3- Aşılama durumuna bakılmaksızın PAP smear taramalarına devam edilmelidir
 
4- HPV aşılarının rahim ağzı kanserlerine ve genital siğillere karşı koruyucu bir araçtır ve kanser taramasının yerini alamaz
 
5- Smear taramasında hastalık kadınlarda aşı olabilirler, fakat aşının bu kadınlarda daha az etkin olacağı bilgilendirilmelidir
 
6- Önceden HPV ile enfekte vulvar siğilleri olan kadınlarda tip tayini yapıldıktan sonra uygulanacak aşılar diğer HPV tiplerine karşı korunarak hasta yararı göreceklerdir
 
7- Bu gruptada yıllık PAP smear taraması önemlidir
 
8- HPV aşısı genital siğil ve kanserlerde tedaviyi amaçlamaz, bu hastalara uygun tedaviler uygulanmalıdır.
 
9-Toplumlarda aile yapısının korunması ve güçlü tutulması, özellikle genç kızlarımıza ve tüm bireylere gerekli eğitimin doğru ve etkili bir biçimde yapılması en önemli koruma yöntemi olacaktır.